"Enter"a basıp içeriğe geçin

Okullar ve dil eğitimi

Bildik bileli okullarda dil öğretilir, ama bir tam olarak öğrenen kişi sayısı parmakla sayılacak kadardır. Eğer bir öğrenci normal devlet okullarında dil öğrenebilmişse mutlaka özel gayret ve merakından bunu yapabilir. Aksi halde dil öğrenmesi mümkün olmaz.

Okullarda yabancı dil öğretilememesi kimine göre önemli olmayabilir. Fakat madem böyle bir ders var, “Niçin öğretemiyoruz, niçin öğretilemiyor?” diye sormak ve araştırmak icap etmez mi? Bu mesele herkesin bildiği bir sır olarak durur ve yıllar geçtiği halde netice değişmez. Yıllar önce bir panelde konuşan uzman eğitimci bunu gündeme taşımış, ama bu soru orada asılı kalmıştı.

Eskiden dil eğitimi orta okullarda başlardı. Sonraki yıllarda ilkokullara da dil dersi konuldu. Şimdiki haberlere bakılırsa 5. sınıflarda yabancı dil dersi isteğe bağlı hale getirilmiş. Ayrıca 9. sınıflarda ders saati 6’dan 4’e düşürülmüş. İlkokuldan liseye 11 yıl mecburen yabancı dil dersi alan öğrenciler, İngilizce öğrenemiyordu, ders saatleri azaltıldığına göre bundan sonra öğrenmeleri her halde daha zor olacak. 

Yabancı dil öğretilmesine en başından itiraz edenler olabilir. Madem bu ders okutuluyor, öğrencilerin bir yabancı dili konuşmayı ve yazmayı öğrenmesi icap etmez mi?

Eğitimciler kusura bakmasın, ama okullarda bir yabancı dilin öğrenilememesinin sorumluları biraz da öğretmenlerdir. İşini iyi yapan öğretmenleri ayrı tutarak diyebiliriz ki bazı öğretmenler çocuklara yabancı dili öğretebileceklerine kanaat getirmiş değiller. 

Yoksa bütün dünya bir değil, bazen iki yabancı dil öğretebildiğine göre Türkiye niçin bir yabancı dil öğretemesin? Başka ülkeler bunu nasıl yapıyorsa Türkiye de bu iyi örnekleri kendisine rehber etmeli ve dil öğretmedeki sıkıntıları aşmak durumundadır.

Bazı öğretmenlerin konu hakkındaki tesbitleri de dikkat çekici. 

Şöyle demişler: 

* Hazırlık sınıfı olan 11 Anadolu lisesi, 81 sosyal bilimler lisesi var. Bu okullarda haftada 20 saat İngilizce dersi veriliyor. Hazırlık sınıfı olanlar ile olmayanlar arasında eşitsizlik oluştu. 

* Çocuklar 5. sınıfta hazırlık sınıfında olduğu gibi bir eğitim alabiliyor. MEB bunu merkezi bir uygulama yapmak yerine okulların kendisine bıraktı. Özellikle eğitim düzeyi yüksek, sosyo ekonomik durumun daha iyi olduğu bölgelerdeki ortaokullarda yabancı dil eğitimi tercih edilirken, gelir düzeyi daha düşük ailelerin bulunduğu bölgelerde tercih edilmiyor. Bu çocuklar mezun olduktan sonra aynı İngilizce sınavına giriyorlar. Ciddî bir eşitsizlik var. 

* MEB’in öğretim programları ile öğretmenlere verdiği ders kitapları arasında uyumsuzluk var. Ders kitapları öğretim programlarını tam olarak kapsamıyor. Orada hedeflenen kazanımların o ders araç, gereçleriyle elde edilmesi mümkün görünmüyor. MEB’in araç ve gereçleri yeterli olmayınca ya öğretmenler, kendileri içerik üretmeye çalışıyor ya da yardımcı kaynaklar kullanıyor. 

* Yabancı dille ilgili dertlerin ortadan kalkması için öncelikle öğretim programlarının öğrencilerin yaş grubuna, bilgi, yetenek ve ihtiyaçlarına uygun olarak hazırlanması gerekiyor. (Milliyet, 03.10.2018) 

Yabancı dilin nasıl öğretileceğini yeniden keşfe gerek yok. Dünya bu işi nasıl yapmışsa biz de yapalım ve yapabiliriz. Tabiî ki okullarda yabancı dil öğretemediğimiz gerçeğini kabulle işe başlayabiliriz…

Sosyal medyada paylaşınShare on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin
Print this page
Print