Şartlar aleyhimizde…

Ah mı alınmış, vah mı alınmış bilmiyoruz; ama ateş çemberi içinde olduğumuzu görmek durumundayız. “Her şey yolunda” diye düşünülürken, bir anda en samimî olduğumuz komşularımızla kavgalı olduk. “Ortak bakanlar kurulu toplantısı” yapar haldeyken, birbiriyle konuşamaz hale geldik. Dün Irak bataklığı vardı, bugün ilâve olarak Suriye tuzağıyla karşı karşıyayız.Siyasetçilerimiz meydanlarda övünmeye devam ediyor, ama bir yandan da savaş bataklığına Devamını Oku...

Seçim sistemini seçemeyecek miyiz?

Yıllar önce ‘seçme ve seçilme hakkı’nı almış/vermiş olmakla övünürüz, ama bu seçimleri nasıl bir sistemle yapacağımızı seçebilmiş değiliz!Bizim yerimize bu sistemi seçenler de ne hikmetse hep kötü netice veren, Türkiye’yi çıkmazlara sürükleyen sistemleri deniyorlar. Üstelik karşımıza geçip bu sistemlerden de şikâyet ediyorlar. Ne garip bir durum değil mi?Haklı olarak 1980 darbecilerinin millete zorla tasdik ettirdikleri 1982 anayasasından şikâyet ediyoruz, Devamını Oku...

Yeni bir macera mı?

Yaz aylarının bitip, sonbahar ve kışa yaklaşmamız gibi dış politikada da havalar değişti. Komşularımızı kana bulayan terör örgütü karşısında “Kesinlikle silâhlı müdahalede yer almayacağız” şeklindeki açıklamalar yerini “Şartlar değişti, oluşturulan koalisyonun içinde biz de yer alacağız”a bıraktı...Hemen ifade ve kabul edelim ki ülkemizin içinde bulunduğu şartlar içinden kolay çıkılabilecek şartlar değildir. Bir şekilde komşularımızla aramız Devamını Oku...

Anayasa değişmeden BM değişir mi?

Birleşmiş Milletler’in kuruluş maksadına göre hareket etmediği çok açık.Bunu, her halde BM’nin kararlarına ipotek koyan “5 daimi üye” de biliyordur. Hatırlatmaya gerek yok ki BM’nin kuruluş maksadı, ‘barış’ı dünya sathına yaymak olarak ilan edilmiştir. Dünyanın her yanı ve bilhassa “İslam âlemi” ateşler altındayken bu hedefin gerçekleştiği söylenebilir mi?Birleşmiş Milletler’deki sistem bir şekilde değişmeli, ama nasıl? BM’de muhtemel bir değişimin Devamını Oku...

Ankara’nın suyu…

Maalesef, sosyal hayatta pek çok kaçakla yüz yüze kalıyoruz. Kaçak su, kaçak elektrik, kaçak mazot, kaçak bina, kaçak yok, kaçak siyaset... Kaçakların ve kaçakçıların var olması, manevi dünyamızın tahrip edildiğinin bir göstergesi.Kaçak ve kaçakçılık söz konusu olduğunda ekseriyetle sınır illeri akla geliyor. Elbette bunun da çeşitli sebepleri vardır. Cetvellerle çizilen bazı sınırlar insanları uzun dönemde mağdur etmiş ve ticaret ile kaçıkçılık zamam Devamını Oku...

Zorla mümkün olsaydı siz yapardınız!

Başörtüsü yasağının ortaöğretimde de sona ermesine itiraz edenler, muhtemelen kendilerinin de inanmadığı iddialar ileri sürüyorlar. Onlara göre, şimdiye kadar başı açık olarak okullara gidenler bundan sonra ‘mahalle baskısı’ sebebiyle başlarını kapatmak mecburiyetinde kalacak. Bir de, “Bu yaştaki çocuklar başlarını kapatmayı nasıl ister, nasıl düşünür, nasıl karar verebilir?” demeyi tercih ediyorlar. Elbette küçük yaştaki çocuklar bazı kararları kendileri Devamını Oku...

Yasakçılara dâvâ açmak lâzım!

Ülkemize maddî ve manevî anlamda pek çok şey kaybettiren başörtüsü yasağı orta okul ve liselerde de sora erdi, sebep olanlara teşekkür ediyoruz. İlk günden itibaren itiraz edilen ve itiraz ettiğimiz bu yasağın bu güne kadar devam edebilmiş olması da ayrı bir acıdır. Üniversite, lise ve orta okul öğrencilerinin sıkıntısı sona erdi, ama problem tam olarak yine bitmedi. Bir kişinin bile bu yasak sebebiyle mağdur olmasına itiraz ederiz ve etmeliyiz. Meselâ bazı Devamını Oku...

Kitap okuma dersi

Eğitimdeki problemlerden biri de, insanlarımızın kitap okumaya alıştırılmamış olmasıdır. Kitapların ‘düşman’ gibi görüldüğü bir sistemde başka bir netice beklemek de zaten mümkün değil. Okullarımız, ‘sınıf geçme’ yerine kitap okumayı sevdirebilmiş olsaydı çok daha iyi olurdu. Kitap okumanın faydalarını anlatacak değiliz. Her halde “Kitap okumak da nereden çıktı?” diyen ve aksini düşünen yoktur. İnsanlar kitap okumamış olsalar bile, başkalarının Devamını Oku...

Büyük tuzaklar

Kısa vadeli başarılar peşinde koşmanın doğru olmadığı tarihen de sabittir. Kolay olduğu için bu yol tercih ediliyor, ama uzun vadeyi planlayanlar kalıcı başarılara imza atıyor. Dün öyleydi, bugün de böyle; yarın da öyle olması kuvvetle muhtemel... Aksi, fıtrat kanunlarına ters olurdu zaten. Osmanlı Devleti niçin büyüktü ya da nasıl 600 yıl cihana hükmedebildi? Başka sebeplerin yanında sadece ‘bugün’ü değil, ‘yarın’ı düşünüp planladığı için değil Devamını Oku...

Dert büyük, farkında mıyız?

Övünmeyi bir kenara bırakıp, etrafımızda alevlenen yangını nasıl söndürebileceğimizi düşünmemiz icap ediyor. “Her şey yolunda. Türkiye her geçen gün daha da güçleniyor” şeklindeki sözler kulağa hoş geliyor, ama bir yandan da alevler sınırlarımıza dayanmış durumda. “Suriye bu hale nasıl düştü?” sorusuna bile doğru dürüst bir cevap bulunabilmiş değil. Elbette Türkiye’yi idare edenlerin ve idare edilenlerin buna bir cevabı vardır. Ancak bu cevap ne kadar Devamını Oku...